Ben de bildiğiniz gibi hükümet yandaşı, iktidar yalakası, dönek, liboş ve de vatan haini olduğum için adamın söylediklerini buraya aktarayım dedim” diyerek söz konusu medya mensuplarının görmediği demeci yayınlayan Engin Ardıç, yazıya her zamanki hicivli üslubu ile bir giriş yaptı:

Bakalım neler demiş, CNRS kuruluşu araştırma müdürü Jean-
François Bayart? (Yok efendim, Celal Bayar’ın akrabası değil, korkmayınız.)
Diyor ki, “İsrail-Türkiye ilişkilerinin bozulmasında yeni bir eşik aşılmıştır. Fakat Erdoğan İsrail devletini değil, İsrail’de iktidarda bulunan koalisyon hükümetini suçluyor. Bunun, bir Ahmedinejad’ın kışkırtmalarıyla hiçbir ilgisi yok! İsrail ordusunun dokuz Türk’ü öldürmüş olduğunu da unutmayalım. Ankara’nın İsrail’le askeri işbirliğini nasıl sürdürebileceğini görmek zor, bu ülkenin PKK’yı gizlice desteklediği kuşkuları varken… Kudüs ve Arap-İslam dünyası arasında arabuluculuk girişimlerini sürdürmesi de zor… Bu olayda kaybeden taraf İsrail oldu. Bölgedeki tek dostunu kendinden uzaklaştırdı. Bu dost şimdi Tahran, Şam ve Iraklı Kürtler’le ilişkilerini düzeltme yolunda…
Türk diplomasisi ‘Yeni Osmanlı’ değildir. Bölgesel bir ‘ulus-devletler’ sistemiyle uyumludur, yeniden kurulacak bir imparatorluk sistemi peşinde koşmuyor. Doksanlı yıllarda Yugoslav iç savaşında takındığı tavır bunu kanıtladı. Türkiye bölgesel bir güçtür. Fakat Ermenistan’la barışma çabaları, mali kriz içinde bulunan Yunanistan’a verdiği destek, Türkiye’nin dış politikasındaki ‘Müslüman’ boyutunun ikinci derecede geldiğini gösteriyor. Türkiye, İran’la nükleer takas anlaşmasında gösterdiği gayret ve Afrikalı ve Latin Amerikalı yöneticilerin bu ülkeyi ziyaretleriyle bir ‘global güç’ olmak istediğini kanıtladı. Bu proje, Avrupa Birliği’ne girme çabasının yerine geçiyor değildir. Kaldı ki bu giriş eski cazibesini de kaybetmiş durumdadır. AB, yetmiş milyon Türk’ü küçümseyerek ciddi bir risk aldı: Yükselmekte olan ülkeleri yeni bir bağlantısızlık ya da bir Putin veya bir Ahmedinejad tarzı milliyetçiliğe itme riskini…
İş henüz oraya varmış değil. Ama Sarkozy’nin politikasının da sonu yok. Fransa’nın hatası, Türkiye’nin AB içinde ‘Amerika’nın Truva atı’ olacağından korkması oldu. Ama NATO şemsiyesi altında bile bu ülke hiçbir zaman köpek olmamıştı! 2003 yılında Irak savaşına katılmayı reddetmemiş miydi? Türkiye çok