Yanıltıcı reklam yaptığı için 9 Bankaya ceza yağdı.

Yazan: admin on Ağustos 4th, 2009

Kriterlere uymayanlara yeni ceza kesmeyi planlayan Kurul, bankalardan reklamlarında tüketiciyi yanıltabilecek ifadelerden kaçınmalarını istiyor. Mevzuata göre reklamlarda döviz cinsinden fiyat verenlerde cezai müeyide ile karşılaşabilir.

Tüketiciyi yanıltıcı reklamlara ilişkin yapılan incelemelerin sonuçları belli oldu. İhlallerin artması üzerine Reklam Kurulu tarafından en fazla ceza bankacılık, iletişim ve turizm sektörlerine kesildi. Faiz reklamlarındaki yanlış ilanlardan dolayı 9 bankanın cebinden 672 bin lira çıkacak. Son dönemde en fazla şikâyetin finans sektörüne yönelik olduğunu belirten Reklam Kurulu Başkanı Özcan Pektaş, bankaların reklamlarında tüketiciyi yanıltıcı davranış sergilediklerini söyledi. Pektaş, “Bankaların 0,84′ten başlayan faiz oranları artık bizi ikna etmiyor. Kesinlik ifade etmeyen ‘Yüzde 1,06′dan başlayan oranlarla konut sahibi olun!’ ifadeleri yanıltıcı reklamlar kapsamına giriyor.” dedi.

Reklam sektörüne yönelik incelemeler hakkında Zaman’a açıklamalarda bulunan Pektaş’a göre kredi kullanımı sırasında aylık faiz oranına ek olarak komisyon, dosya masrafı gibi adlar altında alınan ilave masrafları ile beraber oluşan kredi maliyetinin tüketiciye aylık ve yıllık olarak açıkça belirtilmesi gerekiyor. Kurul’un belirlediği kriterlere bankaların uyması için geçiş süreci tanındığını ifade eden Pektaş, “Bu sürecin sonuna gelindi. Bankaların hâlâ tüketiciyi yanıltıcı reklamlar vermeye devam ettiklerine şahit oluyoruz. Şimdi bankaların gazete, televizyon ve internet aracılığı ile verdikleri ilanlara daha dikkatli bakıp takibatını yapıyoruz.” uyarısında bulundu.

Bankalar Birliği’ne uyarı yazısı göndererek bankacılık ilanlarındaki denetimleri yoğunlaştırdıklarını vurguladıklarını aktaran Pektaş, finans kuruluşlarının hâlâ eski usullerle ilan vermeye devam ettiğine dikkat çekti. Kriterlere uymayan kuruluşlara ceza kesmeye devam edeceklerini vurguladı. Bankalar Birliği’ne gönderilen yazıya göre, kredi hizmetlerine ilişkin reklamlarda, kredinin türü ve vadesi, istenen teminatlar ya da aranan diğer özellikler ve geri ödeme şartı hususunda tüketiciyi yanıltabilecek ifadelere yer verilemeyecek. Reklamlarda kredinin faiz oranına yer verilmesi durumunda, sözleşme faizi, vergi ve varsa sigorta prim tutarları ile değişik isimler altında alınan her türlü masraflar dahil tüketicinin ödemesi gereken toplam maliyet aylık ve yıllık olarak belirtilecek.

3G REKLAMLARINI DİKKATLE TAKİP EDİYORUZ

Türkiye, cepte üçüncü nesle (3G) ‘merhaba’ derken Reklam Kurulu da sektörü mercek altına aldı. Bu kapsamda yapılan reklamlarda dikkatli olunması önerisinde bulunan Pektaş, 3G’nin devreye girmesi ile birlikte operatörlerin kapsama alanı ile ilgili tüketiciye doğru reklam dili kullanmasını önerdi. Pektaş, “3G’nin çekmeyeceği yerler için ‘bütün Türkiye’yi kapsıyor’ gibi yanıltıcı davranmasınlar.” dedi. Reklam Kurulu’nun temmuz ayında açıkladığı verilere göre son 6 ay içinde Turkcell’e 700 bin, Avea ve Vodafon’a ise 500′er bin TL ceza kesildi. Reklamı veren firmanın, “Ben alt yazı ile gerçek fiyatı geçiyorum demesi GSM operatörlerini kurtarmıyor.” diyen Pektaş, “Reklamın flaşında ne geçtiği daha önemli. Bu alt yazıların da ortalama bir vatandaşın okuyabileceği puntoda ve hızda olması gerekiyor.” uyarısında bulundu. Tüketiciyi yanıltıcı reklamın cezası 67 bin 200 TL. İkinci kez aynı hatayı yapan firmaya iki katı ceza veriliyor.

Zaman-Hüseyin Sümer

‘Hayır’ diyebilmek neden bu kadar zor?

Yazan: admin on Ağustos 4th, 2009

Psikolog Çiğdem Alparslan Karakuş’un makalesi

Birçok insan ‘hayır’ diyemediği için zor duruma düşüyor. Halbuki ‘hayır diyebilmek’ de bir erdemdir. ‘Hayır’ diyemediğimiz için çoğu zaman kendimize olan güvenimizi yitirir, istismara açık bir insan oluveririz. Bunun için hoşlanmadığımız, istemediğimiz ya da suistimale açık şeylere ‘hayır’ diyebilmeliyiz.

Arkadaşınız sizden borç istiyor fakat biliyorsunuz ki geçmişte de birkaç kez borç istemişti ve ne yazık ki arkadaşınız borcunu geri ödeme hususunda iyi bir sicile sahip değil. Ve siz aslında kendinizi fazlasıyla kullanılmış hissettiğiniz halde ona ‘hayır’ demekte zorlanıyor musunuz? Ya da ‘hayır’ demeyi başardınız fakat kendinizi suçlu ve kötü mü hissediyorsunuz?

Neden “hayır” demek bu kadar zor?

Doğumumuzdan itibaren onay almak, varlığımızın kabul görmesi sağlıklı ve mutlu bir yaşam için temel gereksinimlerimizden biridir. Bizler yetişirken çeşitli şekillerde onay almayı öğreniriz, mesela başkalarına ‘evet’ dediğimizde bizi daha çok sevdiklerini, başkalarıyla aynı fikirde olmadığımız zamanlarda, kendi fikrimizi ifade etmenin gruptan dışlanmamıza sebep olacağını düşünüyor olabiliriz. Çünkü, bizler beğenilmek ve sevilmek isteriz ve birinin isteğini reddettiğimizde sevilmeyeceğimizi, onay almayacağımızı düşünürüz.

Niçin “hayır” demeliyiz?

Yeterince vaktimiz ve kaynağımız olmadığında, değerlerimizle düşüncelerimizle çelişen isteklerle karşılaştığımızda, kişisel ihtiyaç ve isteklerimizle çakışan durumlarda veya kendimizce reddetmek için sebeplerimizin olduğu durumlarda ‘hayır’ diyebilmeliyiz. Aksi halde her şeyden önce kendimize olan saygımızı kaybederiz, başkalarının bizi sömürmesine izin vererek, kendi kendimizi de sömürmüş oluruz. İstemediğimiz halde ‘evet’ dersek, neticesinde hissedeceğimiz hisler; kızgınlık, kullanılmışlık hissi, utanç, mutsuzluk, düşük öz değer olacaktır.

Çocuk ve gençler için negatif akran baskısı tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. ‘hayır’ deme becerisi gelişmemiş çocuk ve gençler akran baskısına daha kolay boyun eğerler. Genç, bağımlılık yapan maddeye, arkadaş grubuna ayak uydurma, dışlanmama isteği adına ‘hayır’ diyemeyebilir. Ya da bir çocuk, art niyetli bir kimsenin istismarına, ‘hayır’ demeyi bilmediği için daha açık hale gelir.

Nasıl “hayır” demeli?

‘HayIr’ cevabını almak pek çok kişi için tatsız bir durumdur. Bunun için “hayır”ı karşımızdakinin duygularını incitmeyecek bir tarzda fakat aynı zamanda kendinden emin ve kesin bir şekilde dile getirmemiz önemlidir.

Beden dilinizin ve ses tonunuzun söylediklerimizle uyumlu olmasına dikkat edin. Karşımızdakiyle göz kontağı kurarak, gündelik sakin bir konuşma tonu kullanın.

‘HayIr’ dedikten sonra kısa ve net şekilde sebebini belirtin: “Sana ödevinde yardım edemeyeceğim, çünkü öğretmen herkesin ödevi yardım almadan yapması gerektiğini söyledi.”

“Şu anda seninle konuşamayacağım, yarın erken kalkmam lazım ve kendimi çok yorgun hissediyorum.”

Uygun durumlarda isteği başka bir zamana erteleyin: “Bugün müsait değilim fakat önümüzdeki hafta görüşebiliriz.”

Uygun durumlarda farklı bir şekilde yardımcı olabileceğinizi belirtin: “Senin için bu raporu yazamam fakat istersen sen yazarken sana okuyabilirim.”

BazI durumlarda düşünmek için süre isteyebilir ve düşündükten sonra karar verebilirsiniz: “Sana borç verip veremeyeceğimi, bu ayki harcamalarıma bir göz attıktan sonra söyleyebilirim.”

Dürüst ve açık olun: “Seninle vakit geçirmek hoşuma gidiyor fakat gideceğimiz yerlere hep sen karar veriyorsun. Aslına bakarsan, oraya gitmek istemiyorum.”

Zaman

Gıda fiyatlarına neden Ramazan zammı

Yazan: admin on Ağustos 4th, 2009

Kadir Dikbaş’ın yazısı

Ramazan yaklaşıyor. Her zaman olduğu gibi yine gıda fiyatlarında spekülatif yükselişler yaşanıp yaşanmayacağı, Ramazan fırsatçılığı olup olmayacağı tartışılıyor.

İnsanlar, Ramazan’da oruç tutuyor, aslına bakarsak daha az yiyor olması lazım ama nedense fiyatlar hep yükselişe geçiyor bu mübarek ayda ve öncesinde. Talep anormal seviyede artmışçasına birileri şöyle ya da böyle fırsatçılık yapıyor, piyasayla oynuyor. Evet, davetler, şirketlerin çalışanları için, vakıfların ve hayırseverlerin ihtiyaç sahipleri için hazırladığı “Ramazan paketleri” piyasaya hareket getiriyor. İnsanlar kendileri için, misafirleri için daha zengin sofralar kuruyor. Fakat bunlar fiyat artışlarını izah etmeye yetmiyor.

Şimdiden, bazı ürünlerde normal olmayan artış sinyalleri alınmaya başlamış bile. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, önceki gün yaptığı açıklamayla, bazı spekülatörlerin Ramazan fırsatçılığı yapabileceği uyarısında bulundu.

TZOB, fiyatlardaki spekülatif hareketlerin önüne geçmek, fiyat artışlarının üreticiden mi, aracılar veya perakendecilerden mi kaynaklandığını ortaya koymak için iki yıldır seçilmiş bazı ürünlerin fiyatlarını aylık olarak açıklıyor. Açıklanan fiyatlar, İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin illerinden ortalama olarak derleniyor.

Temmuz ayına ilişkin veriler, çarpıcı. Tablodan da görüleceği gibi, üretici fiyatları ile market ve pazar fiyatları arasında uçurum var. Öyle ürünler var ki, tüketiciye ulaşana kadar fiyatı 1 TL’den 3, hatta 4 TL’ye çıkabiliyor. Arada birileri çok iyi “para” kazanıyor. Olan, üreticiye ve nihai tüketiciye oluyor. Mesela, üreticinin 1,45 TL’ye sattığı pirinç halde 2,5, pazarda 4,5, markette 5,17 TL oluveriyor. Patates 0,5 TL’den 2,18 TL’ye, kuru fasulye 1,32 TL’den 4,6 TL’ye çıkıyor. Bunlar Ramazan’a has değil, gıda piyasasının değişmeyen gerçeği.

Hep birlikte göreceğiz bu Ramazan’da da bazı fiyatlar yükselecek. Belki, mevsim yaz olduğu için yaş sebze ve meyvede düşüş görülecek. Ancak bakliyat ve et fiyatlarında yükseliş muhtemel. TZOB da, yaş sebze ve meyvede hasat dönemi olması nedeniyle, önümüzdeki günlerde fiyat artışı beklemiyor. Buna yüksek seyreden patates ve domates de dahil.

TZOB’un açıkladığı verilere göre, geçen yıl Ramazan öncesindeki fiyatlarla bu yıl Razaman öncesindeki fiyatlar mukayese edildiğinde, en yüksek fiyat artışının, patateste olduğu görülüyor. Patates, geçen yıla göre tarlada yüzde 38,1, marketlerde ise yüzde 31,3 oranında daha pahalı. Patatesteki yüksek fiyatın en önemli sebebi, Niğde ve Nevşehir gibi illerde yoğun hasadın henüz başlamamış olması. Domateste ise sera ürünlerinin sona ermesi, tarla ürünlerinin de yeni yeni piyasaya çıkıyor olması.

Ramazan öncesi fiyat artışı beklenen iki önemli ürün ise kuzu eti ve tavuk eti. TZOB, bu iki ürüne dikkat çekiyor. Özellikle de hayvancılığın gerilemesi sebebiyle kuzu etine. Böyle giderse, fiyatlar Ramazan sonrasında da yükselişini sürdürecek.

Tavuk etinde, Irak’a yapılan yoğun ihracatın Ramazan ayında da devam etmesi öngörülüyor. Bununla birlikte iç talepte de Ramazan içinde artış bekleniyor.

Yaz olması dolayısıyla bakliyatta fiyatlar artmaz gibi düşünülse de, TZOB’un tespitlerine göre fiyat artışları şimdiden başlamış. Marketlerde kırmızı mercimek, kuru fasulye, yeşil mercimek, nohut, pirinç, kuru kayısı fiyatları artmış. Bunlardan pirinç, kuru fasulye ve kuru kayısının üretici fiyatları önceki aya göre değişmediği halde market fiyatları artış göstermiş.

Fiyatlardaki artışın bir bölümünü iç ve dış talepteki artışla izah etsek de, geri kalanının spekülatif, suni olduğu malum. Bir diğer sorun da, tabloda kendini çarpıcı bir şekilde gösteren, ürün üreticiden tüketiciye ulaşırken kaydedilen fiyat şişmesi. Bu sorunlar hallolmadan gıda piyasasında sağlıklı fiyatların oluşması çok zor.

Zaman.


Sohbet Et Sohbet Et Mynet Sohbet